Çatışma Barometresi

Altını olan kuralı koyuyor… Bugün, İslam Dünyası ile ilgili araştırmaları daha çok Müslüman olmayan ülkelerdeki kuruluşlar yapıyor. İslam Dünyası’ndaki krizler ve çatışmalarla ilgili raporlar, bilimsel makaleler, kitaplar ve analizler yine çoğunlukla gayr-ı müslim ülkelerde hazırlanıyor. Bu böyle olduğu içindir ki İslam Dünyası’ndaki çatışmalara da daha çok Batılı ülkeler müdahale edip sorunlarımızı kendi usullerince “çözmeye” çalışıyorlar… Batılı ülkeler çatışmaların dilini ve kodunu yazdıkları gibi, barışın mahiyetini, çerçevesini ve teorisini de belirliyorlar. Unutmamak lazım, İslam Dünyası kendi içindeki çatışmaları kendisi tahlil etmediği ve kapsamlı bir barış formülü ve dili geliştirmediği müddetçe dış müdahaleye daima açık olacaktır.

Okumaya devam…

Fildişi Sahilleri

(8 Ocak 2010)

Fildişi Sahilleri’nde hâli hazırda cereyan eden sorunların kökenine inmek ve devlet içi çatışmanın sebep ve sonuçlarını tahlil etmek için, ülkenin etnik, demografik, tarihî, dinî, coğrafî ve ekonomik özelliklerini incelemek gerekmektedir. Aşağıda detaylı bir şekilde analiz edileceği gibi Fildişi Sahilleri’nin potansiyel güç rezervleri aynı zamanda zaafları haline gelmiş ve pek çok faktörün etkisiyle sahip olduğu kültürel çeşitlilik ve doğal kaynaklar gibi zenginlikleri, ülkeyi, içinden çıkılması oldukça oldukça zor ve karmaşık çatışmalar zincirine sürüklemiştir.

Fildişi Sahilleri 1893’ten 1960’a kadar Fransız kolonisi idi. Zengin Baule ailesinden gelen Felix Houphet Boigny, 1945-46 yıllarında Fildişi Sahilleri Demokratik Partisi’ni kurdu ve Fransa Ulusal Meclisi’nde Fildişi Sahilleri’nin vekâletini kazandı. Boigny aynı yıl Fransız kolonisi ülkelerdeki anti-kolonyal hareket olan Rassemblement Demovraticue Africain (RDA)’nın liderliğini kazandı. 1960’da Fildişi Sahilleri Cumhuriyeti (Republic of Ivory Coast) olarak bağımsızlığını kazandı ve 1960’dan 1993’e kadar Felix Houphouet Boigny tarafından yönetildi. Her ne kadar bağımsızlığını kazansa da Fransa her zaman Fildişi Sahilleri’nin müttefiki olagelmiştir.[1]

Fildişi Sahilleri, Batı’da Liberya ve Gine, kuzeyde Mali ve Burkina Faso, doğuda Gana ve güneyde Kuzey Atlantik Okyanusu ile çevrelenmiş[2] 21.1 milyonluk nüfusa ve 322.462 km2 lik bir yüz ölçüme sahiptir. Topografik olarak da ülke ikiye bölünmüştür: Ormanlık güney bölgesi ve bozkır kuzey bölgesi. Nüfusun %78’i güneyde yaşamaktadır.[3] 1893’ten 1960’a kadar Fransız kolonisi olan Fildişi Sahilleri, Batı Afrika’daki en çok dilin konuşulduğu ülkelerden birisi olmakla beraber en Frankofon[4] ülkelerinin de başında gelmektedir.[5] Resmi dil Fransızcadır ve fakat ülkede en yaygını Dioula dili olmak üzere 60 kadar yerel dil konuşulmaktadır.[6] Fildişi Sahilleri’nin etnik ve dini yapısı da hayli çeşitlilik arzeder: Nüfusun % 38.6’sı Müslüman, % 32.8’i Hıristiyan, % 11.9’u yerel dinlere mensuptur. Ağırlıklı etnik grup ise % 42.1 ile Akanlardır.[7]

Fildişi Sahilleri, dünya kakao üretiminde birinci sıradadır. Bunun yanında kahve, elmas, kauçuk, pamuk, petrol ve altın rezervlerinde de oldukça zengin olan ülke, hem yerel aktörlerin, hem bölgesel hem de küresel güçlerin kâr paylaşım mücadelesine sahne olacak pek çok zenginliği barındırmaktadır.

Çoğu Afrika ülkesine nispeten bağımsızlığını kazandığı tarihten (1960) 90’lı yılların başına kadar istikrar ve refah sembolü olmuş olan Fildişi Sahilleri’ndeki, on beş yıla yaklaşan çatışma ve gerilim atmosferinin oluşmasında pek çok faktörün etkisi vardır. Sorunun çözümü ertelendikçe daha da derinleşmekte ve çapı genişlemektedir.

Okumaya devam…

TÜGVA’dan “Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi”

TÜGVA’dan yapılan açıklamaya göre, vakfın İstanbul temsilciliği aralıkta “Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi” gerçekleştirecek. Çatışma çözümleri ve barış araştırmaları uzmanı Cihangir İşbilir’in koordinasyonunda 20 hafta sürecek programa başvurular başladı. Mülakatla kabul edilecek katılımcılara burs desteği de sağlanacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Cihangir İşbilir, çatışma yönetimi ve barış inşası alanında yeterince uzman bulunmadığını kaydetti. Programla bu sahaya dikkati çekmek ve genç diplomat adaylarını keşfetmek istediklerini vurgulayan İşbilir, “Bugün dünyadaki farklı yoğunluk ve çeşitteki çatışmaların çoğu İslam dünyasında, bunların da en önemlileri ülkemizin etrafında gerçekleşiyor. Maalesef İslam dünyası bu çatışmaların çözümü adına birlikte etkili adımlar atamadığı gibi kapsamlı bir barış formülü de sunamıyor.” ifadelerini kullandı.

Programın 20 hafta süreceğini belirten İşbilir, çalışmanın birinci kademesinde başta Suriye, Irak, Yemen, Filistin ve Keşmir olmak üzere çatışma bölgeleriyle ilgili makale ve kitap okuması gerçekleştirmeyi ve barış inşası sahasında uzmanlaşmak isteyen katılımcılara katkıda bulunmayı planladıklarını dile getirdi. Bu kademede başarılı olanlarla saha araştırmaları yapacaklarını aktaran İşbilir, şunları kaydetti:

“Potansiyel çatışma bölgelerinden çatışma sonrası rehabilitasyon faaliyetlerine kadar yerinde inceleyip raporlaştıracağız. PKK, DEAŞ, FETÖ gibi terör örgütlerini de bu program kapsamında tahlil edip, İslam dünyasındaki darbeler üzerine de araştırmalar yapacağız. Uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasına hizmet etmesi beklenen uluslararası kurumların iflas ettiği günümüzde barış araştırmaları çok daha önem kazandı. Birçok terör örgütüyle mücadele eden ve yeni nesil terör örgütü olan FETÖ darbesine maruz kalan Türkiye, alacağı inisiyatiflerle bölgesindeki ve İslam dünyasındaki kalıcı barışın anahtarı olabilir. Başlatacağımız Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi’nin bu amaca da hizmet edeceğini ümit ediyoruz. Çalışmamıza ilgi duyan lisans, yüksek lisans veya doktora öğrencileri www.istanbul.tugva.org adresinden başvurabilir.”

http://www.star.com.tr/yerel-haberler/tugvadan-catisma-bolgeleri-ve-insani-diplomasi-ato-5741/