Map_of_the_Ottoman_Empire

1437’ye girerken İslâm Dünyası

Yarın hicrî yeni yılın ilk günü; 1436’ya vedâ edip 1437’ye “merhaba” diyeceğiz…

Geçen yüzyılın hemen başında Osmanlı Devleti ve sömürgelerden ibaret olan İslam Dünyası, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla birlikte paramparça oldu ve yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye, İran ve Afganistan dışında ‘bağımsız’ ülke kalmadı neredeyse.

Hilafetin kaldırılması ise uluslararası sistemden İslam Dünyası’nın çıkartılması anlamına geliyordu ki o gün bugündür, İslam Dünyası, küresel sistemin merkez bir aktörü değil, çevresel ve edilgen bir faktörü haline getirildi; dışlandı!

  1. Dünya Savaşı sonrasında başlayan iki kutuplu yapı içerisinde ‘bağımsızlık’ mücadeleleri Pakistan’la başlayıp en son Kosova ile son noktaya ulaşan ulus-devletleri meyve verdi.

Geçen yüz yılın üçüncü çeyreğinde Filistin, Keşmir, Kıbrıs, Moro, Doğu Timor gibi ihtilaflı ve işgal altındaki bölgelerle ilgili küresel aktörlerin çifte standartlı tavırları İslam Dünyası’ndan Batı’ya karşı ilk tepkilerin yükselmesine vesile oldu. Okumaya devam…

UN

Oldubitti Siyaseti

Uluslararası siyasette şahit olduğumuz birçok hadiseyi ve gelişmeyi açıklayacak başka bir kavram yok… Önce fiili durum oluşturup sonra hukukunu tesis etmek veya statükoyu dayatmak maalesef bu dünyanın el’an ‘en geçerli’ kanunu. Uluslararası örgütlerin işlevsiz kaldığı ve küresel sistemin adalet üretmediği bir zemin ‘oldubitti siyaseti’ uygulamak için en elverişli zemin.

Haklıların kuvvetli olduğu değil, kuvvetlilerin haklı olduğu bir dünya bu dünya… Altını olanın kuralı koyduğu ve galiplerin hukukunun câri olup, hukukun mazlum ve zayıfları değil, muktedir ve zalimleri koruduğu bir dünya yahut! Uluslararası ilişkilerde eskisi gibi yegane aktörler devletler olmasa da ‘sert güç’ ve gücün unsurlarından ‘ekonomik’, ‘askeri’ ve ‘teknolojik’ kapasite değerleri hâlâ en belirleyici faktörler. Okumaya devam…

TERÖRE-KARŞI-TEK-SES-MİTİNG

İslamofobik Terör

Teröre karşı etkili bir duruş sergilemek ve şehitleri anmak için düzenlenen bir mitingde Kur’an okunmasından ve dua edilmesinden daha tabii ve daha isabetli  ne olabilir?

Okunmazsa hata olur!

Bir zamanlar Türkiye, İslam karşıtlığının ana vatanı idi. Onun için İslamofobi hâlâ toplumsal bir hastalık bizde. Bu hastalık sebebiyle, bırakın İslam karşıtı kesimleri, bazı muhafazakâr patron ve siyasetçiler bile ezan, Kurân, sakal, çarşaf, başörtüsü, cihad, şeriat deyince ‘öcü’ görmüş gibi kaçarlar. Çünkü muhafazakârlıkları sosyal statülerini ve ekonomik menfaatlerini muhafaza etmeye odaklıdır sadece!  Okumaya devam…

Gazze-Tünelleri-4

Gazze’nin Tünelleri

Mısır hükümetini darbe ile kontrol altına alan İsrail eksenli Ortadoğu politikası yürüten uluslararası odaklar, darbeye verdikleri diyeti iki yıldır bir çok yolla darbe yönetimine ödetiyorlar. Darbe yönetiminin bu bağlamda son uygulaması Gazze’ye giden tünellere deniz suyu basarak, zaten üç taraftan ambargo ve abluka altındaki Gazze’yi tamamen bir hapishane haline getirmek oldu. Okumaya devam…

cihangir işbilir

‘Halep insanlığın vicdan aynası olmuştur’

Rabia Platformu Genel Koordinatörü İşbilir, Esed rejimine göz yuman her lider ve siyasi yapının er veya geç bunun hesabını ödemek zorunda kalacağını belirterek, “Halep insanlığın vicdan aynası olmuştur ve maalesef bu aynada kan ve göz yaşından başka bir şey görünmemektedir.” dedi.

Rabia Platformu Genel Koordinatörü Cihangir İşbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin mazlumdan ve masum Suriye halkından yana tavır alarak, gelecek nesillere vicdanlı ve onurlu bir miras bırakacağını bildirdi. Okumaya devam…

Şangay İşbirliği Örgütü

Şangay İşbirliği Örgütü’nde Yeni Dönem

Geçen haftanın en önemli gelişmelerinden birisi Rusya’ya bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nin başkenti Ufa’da düzenlenen Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Liderler Zirvesi idi.  Uluslararası sistemin ve küresel jeopolitik dengelerin geniş çaplı ve derin değişimler yaşadığı, ABD’nin tekli hegemonik yapısından çok kutupluluğa doğru evrildiği bir dönemde ŞİÖ zirvesinde alınan kararlar Türkiye’yi ve İslam Dünyasını hiç şüphesiz yakından ilgilendiriyor.

Ancak konunun bizi yakından ilgilendirmesi, bizim mesele ile yakından ilgilendiğimiz anlamına gelmiyor. Gerek iç gündemin ağırlığı ve istikameti, gerekse ŞİÖ uzmanımızın bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olması ‘yakından’ alakamızın zayıflığının esas sebepleri… Okumaya devam…

israil war crime

Hasbara

İsrail geçen yıl Ağustos ayında Gazze’ye düzenlediği ‘Koruyucu Hat’ operasyonunda işlemiş olduğu suçları örtbas etmek ve gerçekleştirdiği katliam ve yıkımı haklı göstermek için uzunca bir süredir yoğun bir kamu diplomasisi çalışması yürütüyor.

İbranicede kamu diplomasisine ‘hasbara’ deniyor. Bizatihi bir ‘propaganda devleti’ olan İsrail, sofistike araçları kullanarak küresel medyaya ve uluslararası topluma nüfuz edip kendini haklı gösterebilen nev-i şahsına münhsır bir yapı; ne tam bir devlet ne de tam bir örgüt. Uluslararası örgütleri istediği gibi kullanabilen, istediğinde uluslararası hukukun üstüne veya dışına çıkabilen küresel himâye altındaki devletimsi bir aygıt âdeta…

Hasbara faaliyetleriyle, İsrail’in kuruluş meşruiyeti ile birlikte alınan yeni kararlar ve uygulamaları haklı gösterecek gerekçeler üretiliyor, ulusal ve uluslararası kamuoyu nezdinde İsrail’in mağdur ve haklı olduğu tezi sürekli işlenerek söylem üstünlüğü ele geçirilmek isteniyor. Okumaya devam…

photo

2023 Senaryoları ve 7 Haziran

Barış Yazıları-18

2023 için birçok senaryo yazıldı, hâlen de yazılıyor. Bu senaryolar içinde kötü olanlar da var kötümser olanlar da… İyi senaryolar da var iyimser olanlar da…

2012’de Kurtlar Vadisi’nin bir kısa filmi yayınlanmıştı; 2023 senaryoları ile ilgili. Şimdi de internette izlenebilen bu kısa filmde Türkiye için Amerika’nın, Avrupa’nın ve İsrail’in senaryoları haritalarla gösteriliyordu. Her üç senaryoda da Türkiye bölünüyor ve Türkiye’den birkaç devlet (Büyük Kürdistan, Büyük Ermenistan, Büyük İsrail, Özerk İstanbul, Pontus) çıkıyordu. Kısa filmin sonunda da bizim, Türkiye’nin 2023 senaryosu haritayla anlatılıyordu: Osmanlıyı andıran Büyük Türkiye… Üç kâbus, bir pembe rüya! Okumaya devam…

cihangir isbilir r4bia

“Müslümanlar Türkiye’yi ‘son kale’ olarak görüyor”

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir, Dünya’daki Müslümanların Türkiye’yi son kale olarak gördüklerini ifade etti.

BURSA – VEDAT YÜCEBAŞ

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, İslam dünyasının, özellikle mazlum coğrafyalarda yaşayanların Türkiye’yi adım adım takip ettiğini belirterek, “Dünya Müslümanları Türkiye’yi son kale, güvenli liman olarak görüyor. Türkiye’nin yakalamış olduğu, kalkınma ve istikrarı gelecek nesiller için sigorta olarak değerlendiriyorlar” dedi.

İşbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki en ufak bir dengesizliğin İslam alemini tedirgin ettiğini, başarılarının da heyecan oluşturduğunu anlatarak, 7 Haziran seçimlerinin dünya Müslümanları tarafından dikkatle izlendiğini vurguladı. Okumaya devam…

cihangir işbilir

“Mısır’da sosyal patlama riski yüksek”

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir, “Mısır’da sosyal patlama riski çok yüksek. Bugün idam kararı açıklansaydı Mısır çok daha büyük olaylara gebeydi” dedi.

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır’da mahkemenin Muhammed Mursi ile 121 kişi hakkındaki kararın açıklanmasını ertelediğini hatırlattı.

İdam kararının açıklanmasının ertelenmesini darbe yönetiminin “geri adımı” olarak yorumlayan İşbilir, şöyle devam etti:

“7 Haziran’da yani Türkiye’deki seçim gününde, Mursi’nin Katar’a istihbarat sağladığına dair bir casusluk davası daha var. Bu duruşmada da hakim idam kararı verebilir. Bu kararların ertelenmesi, alınması, mahkemenin toplanma şekli, toplu yargılama veya bireysel yargılama, tamamı Mısır darbe yönetiminin siyasi bir tavrı olarak değerlendirilebilir.

Mısır’da henüz yeni bir devrim eşiği yok ama sosyal patlama riski çok yüksek. Muhtemelen darbe yönetimi bunu dikkate aldığından bu kararların tarihiyle oynuyor.”

Batı’nın “darbeye evet, idam kararlarına hayır” tavrı sergilediğini ve bu durumun Mısır’daki darbe yönetimini meşrulaştırdığını ifade eden İşbilir, “Körfez ülkelerinden idam kararlarına hiçbir tepki yok. Bir tek tepki şu ana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’den geldi. Dolayısıyla Mısır darbe yönetiminin bu kararları almasının önünde hiçbir engel yok bugün” diye konuştu.

Muhabir: Zehra Melek Çat