İnce/yumuşak güç kaybı

İçinden geçtiğimiz sıradışı süreç bir yandan arınmaya, sorgulamaya ve silkelenmeye vesile olsa da diğer yandan ciddi örselenmeler ve savrulmalar yaşadığımız muhakkak. Bu muhasebe ve inşâ dönemini en az hasarla atlatmak ve tarihi ıskalamamak için kuvvetli tedbirler almak ve mevcutla iktifâ etmeyen, kabına sığmayan, siyasi gündeme takılmayan ve cihanşümûl düşünebilen, hür ve yeni aktörler çıkarmak şart…

Hemen herkesin ‘siyaset sahası’ için ve siyaset içinde çalıştığı bir zeminde sivil kalmak, sivil bir bakış açısına sahip olmak ve sivil bir nazarla faaliyetler yapmak neredeyse imkânsız. Hele de bir tür ‘seferberlik’ gibi görülen hatta tarihi bir kırılma olarak değerlendirilen son birkaç yıldır Türkiye’de ve bölgemizde yaşanan hadiseler düşünülecek olursa hareket kabiliyetleri oldukça sınırlanıyor. Eskilerin tabiriyle hareket olmayınca da bereket olmuyor…

Okumaya devam…

Lewis’in mirası…

“Bir istihbaratçıdan dünya çapında ve küresel siyaseti etkileyen bir tarihçi-aktör çıkar mı?” sorusunun en mücessem cevabı 99 yaşındaki Yahudi tarihçi Berbard Lewis’dir diyebiliriz. Arkadaşları 90. doğum gününü “Yüz yirmiye kadar” anlamındaki İbranice “Ad me’a ve esrîm” ifadesiyle kutlamışlar. Bazıları da bir harf oyunuyla “Ad me’a ke-esrîm” (Yüze kadar, yirmi gibi) demeyi tercih etmişler. Lewis’i ve bu kadar pratik sonuçlar doğuran araştırmalarını önemli kılan, ona bu operasyonel kabiliyeti kazandıran savaş yıllarında MI6’te çalışmaya başlaması ve hâlâ “Official Secrets Act” (Resmi Sırlar Yasası)’a bağlı olduğundan anlatamadığı bir takım sırlara sahip olmasından ziyade, bugün tartıştığımız, gündemin ana konuları olan İslamofobi, İsrail meselesi, medeniyetler çatışması gibi konulardaki ‘derin’ etkisi… Okumaya devam…

Kimyasal dahil her türlü silah Halepli sivillere karşı kullanıldı. Küresel güçler bu trajedi karşısında 3 maymunu oynadı

Uluslararası Rabia Platformu Genel Koordinatörü İşbilir, “Kimyasal dahil her türlü silah Halepli sivillere karşı kullanıldı. Küresel güçler bu trajedi karşısında 3 maymunu oynadı. Türkiye son diplomatik hamlesiyle hiç olmazsa Halep’te sıkışan sivillerin tahliye edilmesini sağladı ve mazlumların umudu olmayı sürdürdü” dedi.
Uluslararası Rabia Platformu Genel Koordinatörü Cihangir İşbilir, Halep’in doğusunda sağlanan ateşkese ilişkin, “Kimyasal dahil her türlü silah Halepli sivillere karşı kullanıldı. Küresel güçler bu trajedi karşısında 3 maymunu oynadı. Türkiye son diplomatik hamlesiyle hiç olmazsa Halep’te sıkışan sivillerin tahliye edilmesini sağladı ve mazlumların umudu olmayı sürdürdü.” dedi. Okumaya devam…

“DEAŞ, FETÖ’nün ruh ikizidir” 

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir(fotoğrafta), Erzurum Atatürk Üniversitesi (AÜ) Mavi Salon'da düzenlenen "15 Temmuz Sonrası Yeni Türkiye'nin İnşası" konulu söyleşiye katıldı. İşbilir, burada yaptığı konuşmada, terör örgütleri FETÖ ile DEAŞ arasında hiçbir fark olmadığını belirtti. ( Fahrettin Gök - Anadolu Ajansı )

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir(fotoğrafta), Erzurum Atatürk Üniversitesi (AÜ) Mavi Salon’da düzenlenen “15 Temmuz Sonrası Yeni Türkiye’nin İnşası” konulu söyleşiye katıldı. İşbilir, burada yaptığı konuşmada, terör örgütleri FETÖ ile DEAŞ arasında hiçbir fark olmadığını belirtti. ( Fahrettin Gök – Anadolu Ajansı )

– Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir:

-“(Arap baharı) Bölge insanının onurlu yaşama arzusunun göstergesidir ama onun kışa çevrilmesi bizim 15 Temmuz’da yaşadığımızın benzeridir. DEAŞ, FETÖ’nün sakallı versiyonu gibidir, farkı yok. FETÖ, DEAŞ’ın ruh ikizidir”
– “Sadece silahlı kuvvetler savaşmıyor. Küresel medya da aynı anda üzerimize geliyor. Terör örgütlerinin kullandığı aparatlarla üzerimize geliyorlar”
– “Karşı karşıya olduğumuz jeopolitik, üzerinde olduğumuz coğrafya, bizim tarihi de çok iyi bilmemizi, tarihi bilirken de daima muhasebe içerisinde bir teyakkuz halinde olmamızı gerektiriyor”

Okumaya devam…

“Şanghay Beşlisi, hamlesi stratejik bir adım” 

– Uluslararası ilişkiler uzmanları, Şanghay Beşlisi’ne üyelik isteğinin, Türkiye için geniş bir diplomatik ve ekonomik manevra sahası sunduğunu değerlendiriyor 
– Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir:
– “Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik isteği, Batı blokundan koptuğu anlamına gelmiyor. Stratejik bir akılla, küresel güç odaklarıyla etkili ilişkiler geliştiren Türkiye’nin ŞİÖ hamlesi stratejik bir adım”
– Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yazıcı:
– “Türkiye, ŞİÖ’ye üyelik dahil her seçeneği masada tutuyor ve açıkça tartışıyor. Türkiye’de çok normal bir süreç yaşanıyor”
– Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Demirel:
– “Türkiye’nin ŞİÖ üyeliğine ilişkin açıklamalarını eksen değişikliği ve jeopolitik kayma şeklinde nitelendirmek doğru olmaz”

ANKARA (AA) – SEFA ŞAHİN – Uluslararası ilişkiler uzmanları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) ilişkin açıklamalarının stratejik bir adım olduğunu belirterek, bunun geniş bir diplomatik ve ekonomik manevra sahası sunduğuna işaret etti.

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son yıllarda dış politikada önemli stratejiler geliştirdiğini, bölgesinde söz sahibi bir aktör olduğunu her seferinde gösterdiğini vurguladı. İşbilir, “Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik isteği, Batı blokundan koptuğu anlamına gelmiyor. Stratejik bir akılla, küresel güç odaklarıyla etkili ilişkiler geliştiren Türkiye’nin, ŞİÖ hamlesi stratejik bir adım.” dedi.

Stratejik akılla hareket etmeyen ülke ve örgütlerin küresel sistemde söz sahibi olamayacağına dikkati çeken İşbilir, Avrupa Birliği’nin (AB) her geçen gün kuruluş felsefesinden uzaklaştığını, birliğin artık sorunlarına çözüm üretmekte başarılı olmadığını ifade etti.

Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye olma isteğini en üst düzeyde dile getirdiğini belirten İşbilir, Türk ve Müslüman nüfusların kültürel ve manevi bağları başta olmak üzere örgüt üyelerinin pazar imkanları dikkate alındığında Türkiye için geniş bir diplomatik ve ekonomik manevra sahası sunduğuna değindi.

– “Avrupa samimiyetsiz bir tavır sergiledi”

Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erdinç Yazıcı, AK Parti’nin son yıllarda özellikle bölgesindeki aktörlerle iyi ilişkiler geliştirmek için çaba sarf ettiğine işaret ederek, “Türkiye, ŞİÖ’ye üye olması dahil, her seçeneği masada tutuyor ve açıkça tartışıyor. Türkiye’de çok normal bir süreç yaşanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

AB’nin, müzakere süreçlerinde Türkiye’nin beklediği sonuçları üretmediğine işaret eden Yazıcı, birliğin Türkiye söz konusu olduğunda kuruluş ilkelerinin dışında bir tutum sergilediğini aktardı. Yazıcı, “Türkiye teröre ve 15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadele verirken, Avrupa ikircikli ve samimiyetsiz tavır sergiledi. Bu durum, Türkiye kamuoyunu Avrupa’nın aleyhine yönlendirdi ve siyaset kurumunu batıya karşı duyarlı hale getirdi.” dedi.

Yazıcı, Türkiye’nin ekonomik işbirliği ve uluslararası entegrasyon politikalarını  AB çerçevesinin yanı sıra çok taraflı işbirlikle sürdürmeye çalıştığına değinerek, “AB, Türkiye için bir fırsat olduğu sürece AB perspektifi ve vizyonunu ayakta tutar.” ifadesini kullandı.

Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Tanel Demirel ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ŞİÖ’ye yönelik açıklamalarını eksen değişikliği ya da jeopolitik kayma şeklinde nitelendirmenin doğru olmayacağını bildirdi.

Türkiye’nin dış politikada kendi değerlerini merkeze alan bir söylem geliştirdiğini, gelişmeler karşısında görüşlerini çekinmeden açıklayan bir anlayış geliştirdiğini hatırlatan Demirel, şöyle devam etti:

“Türkiye, AK Parti döneminde bağımsız, kişilikli, gerektiğinde Batı dünyası ve kurumlarıyla kendi ulusal çıkarlarını korumak için tartışmaktan, meydan okumaktan kaçınmayan bir yönelime girdi. Türkiye’nin Şangay Beşlisi çıkışını bu merkezde okumak lazım. Türkiye’nin ŞİÖ üyeliğine ilişkin açıklamalarını eksen değişikliği ve jeopolitik kayma şeklinde nitelendirmek doğru olmaz.”

Demirel, Şangay Beşlisi’ni oluşturan ülkelerin arasındaki ilişkilerin sorunsuz olmadığını da belirterek, örgütün AB’nin alternatifi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

TÜGVA’dan “Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi”

TÜGVA’dan yapılan açıklamaya göre, vakfın İstanbul temsilciliği aralıkta “Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi” gerçekleştirecek. Çatışma çözümleri ve barış araştırmaları uzmanı Cihangir İşbilir’in koordinasyonunda 20 hafta sürecek programa başvurular başladı. Mülakatla kabul edilecek katılımcılara burs desteği de sağlanacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Cihangir İşbilir, çatışma yönetimi ve barış inşası alanında yeterince uzman bulunmadığını kaydetti. Programla bu sahaya dikkati çekmek ve genç diplomat adaylarını keşfetmek istediklerini vurgulayan İşbilir, “Bugün dünyadaki farklı yoğunluk ve çeşitteki çatışmaların çoğu İslam dünyasında, bunların da en önemlileri ülkemizin etrafında gerçekleşiyor. Maalesef İslam dünyası bu çatışmaların çözümü adına birlikte etkili adımlar atamadığı gibi kapsamlı bir barış formülü de sunamıyor.” ifadelerini kullandı.

Programın 20 hafta süreceğini belirten İşbilir, çalışmanın birinci kademesinde başta Suriye, Irak, Yemen, Filistin ve Keşmir olmak üzere çatışma bölgeleriyle ilgili makale ve kitap okuması gerçekleştirmeyi ve barış inşası sahasında uzmanlaşmak isteyen katılımcılara katkıda bulunmayı planladıklarını dile getirdi. Bu kademede başarılı olanlarla saha araştırmaları yapacaklarını aktaran İşbilir, şunları kaydetti:

“Potansiyel çatışma bölgelerinden çatışma sonrası rehabilitasyon faaliyetlerine kadar yerinde inceleyip raporlaştıracağız. PKK, DEAŞ, FETÖ gibi terör örgütlerini de bu program kapsamında tahlil edip, İslam dünyasındaki darbeler üzerine de araştırmalar yapacağız. Uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasına hizmet etmesi beklenen uluslararası kurumların iflas ettiği günümüzde barış araştırmaları çok daha önem kazandı. Birçok terör örgütüyle mücadele eden ve yeni nesil terör örgütü olan FETÖ darbesine maruz kalan Türkiye, alacağı inisiyatiflerle bölgesindeki ve İslam dünyasındaki kalıcı barışın anahtarı olabilir. Başlatacağımız Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi’nin bu amaca da hizmet edeceğini ümit ediyoruz. Çalışmamıza ilgi duyan lisans, yüksek lisans veya doktora öğrencileri www.istanbul.tugva.org adresinden başvurabilir.”

http://www.star.com.tr/yerel-haberler/tugvadan-catisma-bolgeleri-ve-insani-diplomasi-ato-5741/

cihangir isbilir

‘Darbe girişimi başarılı olsaydı karanlık bir dönem başlayacaktı’

BURSA (AA) – VEDAT YÜCEBAŞ –

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır darbesinin arkasındaki eller ile 15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki ellerin aynı olduğunu belirterek, Türkiye’nin İslam dünyasını himaye edici, dönüştürücü etkisi ve politikalarının başta FETÖ olmak üzere tüm karanlık odakları rahatsız ettiğini söyledi.

Bölgenin yeniden dizaynında Türkiye’nin edilgen olmasının istendiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin buna itiraz etmesi nedeniyle FETÖ ve sahiplerinin darbe kartını kullandığını anlatan İşbilir, darbe girişiminin Allah’ın inayeti, şehitlerin kahramanlığı ve milletin dirayeti sayesinde önlendiğini, karanlık güçlerin oyunlarının bozulduğunu ifade etti.  Okumaya devam…

cihangir isbilir (2)

‘Sosyal hareketler üç yılda beş yılda olgunlaşmaz’

AA Haber Akademisi Koordinatör Yardımcısı Cihangir İşbilir, Arap baharı süreci hakkında, “Bölgelerin kaderini değiştiren bu tür sosyal hareketler, üç yılda, beş yılda olgunlaşmaz tamamlanmaz” dedi.

Anadolu Ajansı (AA) Haber Akademisi Koordinatör Yardımcısı Cihangir İşbilir, “2011’de yoğunlaşan ve 2015 yılında tamamladığımız Arap Baharı süreci kışa dönmüştür” önermesinin veya “bitmiştir” iddiasının çok erken verilen hükümler, erken ortaya atılan varsayımlar olduğunu belirterek, “Çünkü bölgelerin kaderini değiştiren, siyasetini etkileyen bu tür sosyal hareketler, üç yılda, beş yılda olgunlaşmaz tamamlanmaz” dedi.

İşbilir, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen Genç Diplomat Akademisi Eğitim Programı‘nda “Arap Baharı ve Sonrası Bölgedeki Son Durum” başlıklı son dersi verdi. Okumaya devam…

suriye-turkmen-aa3

Bayırbucak’ta ne yap/ma/dık?

Suriye’de imkânımız olduğunda yapmadıklarımızdan dolayı şimdi yapmak istediklerimizi ve yapmak zorunda olduklarımızı yapmaya imkân bulamıyoruz maalesef. Cümle karmaşık görünse de durumun özeti bu.

Herşeyi siyaset terazisine vurup önüne geleni ya ‘hain’ ya ‘kahraman’ ilan etmeye hazır tetikçilerin bu tahlilleri anlayıp strateji belirlemesi mümkün değil. Çünkü iz’an kaybolunca insaf da beraberinde gidiyor! Bu da başka mesele.

Konuya dönecek olursak, beşinci senesindeki Suriye krizinde söylenecek hemen herşey söylendi. Rusya’nın denkleme sert güçle ve oldu bittiyle dahil olması meselenin mahiyetini değiştirmedi, sadece krize müdahil aktörlerin pozisyonlarını ve manevra kabiliyetlerini etkiledi; inisiyatiflerinin azalmasına ve ayaklarının altıdaki halının kaymasına sebep oldu. Sahada DAEŞ bahanesiyle muhalif mevzileri bombalamakla kalmadı Rusya, herkesin koşarak gittiği Viyana’daki masayı da kurdu. Okumaya devam…

shaimaa-al-sabbagh-the-death-of-a-protester-body-image-1424777404

Sisi’nin Seçimi: Mısır’ın Geleceğini Çalmak

‘Dünyanın annesi’, ‘Nil’in hediyesi’ Mısır’ın darbe kâbusu ile mücadelesi devam ediyor. 2012 Haziran ayından beri parlamentosuz olan Mısır’da demokrasi hayalleri 3 Temmuz 2013 darbesiyle yıkıldı ve maalesef 2011 Ocak devriminin ‘hürriyet’, ‘onur’, ‘adelet’ ve ‘ekmek’ talepleri bir başka bahara ertelendi.

Ağır ve bunaltıcı bir karabasan gibi doksan milyonluk ülkenin üstüne çöken darbe ve darbenin mimarı Abdülfettah El-Sisi, Mısır’a modern tarihinin en kanlı ve kirli dönemini yaşatıyor. İnsan hakları ihlallerinin istisna değil kural olduğu, olağanüstü hâlin bir yönetim biçimi haline geldiği ve Camp David düzeninden dolayı ‘onursuz dış politika’nın halkın başını öne eğdirdiği ve nüfusun yarısının 30 yaşın altında olduğu ama yine nüfusunun yarısının yoksulluk sınırında yaşadığı Mısır’da göstermelik demokrasi tiyatrolarının sadece iktidar sahiplerini ve darbe destekçilerini tatmin etmeye yönelik olduğu gözden kaçmıyor. Okumaya devam…