“Mübarek’in Tahliyesinin Arkasında Statükocu Aktörler Var”

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, (fotoğrafta) Mısır'ın devrik Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in tahliye edilmesine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. ( Yunus Hocaoğlu - Anadolu Ajansı )

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, (fotoğrafta) Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in tahliye edilmesine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. ( Yunus Hocaoğlu – Anadolu Ajansı )

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir:”Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi ve arkadaşlarını hapiste bırakıp on yıllarca Mısır halkını ezim ezim ezen, insan hakları ihlallerini bir istisna değil kural yapan, diktatör bir yönetim tesis eden Mübarek serbest bırakıyor””Bunu Sisi’nin tek başına yaptığını düşünmek saflık olur. Ona arka çıkan ve bölgesel statükoyu korumaya çalışan aktörler de bu kararın arkasındadır””Mısır’da Mübarek’in tahliye edilmesi ile Mübarek yönetimine karşı 25 Ocak 2011’de hürriyet, adalet, ekmek, onur, meşruiyet diye sokaklara çıkan yüz binlerce kişinin hayalleri bir kez daha yıkılmış oldu”

Okumaya devam…

Erzurum Diplomasi Akademisi ilk dersle açıldı

Erzurum Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle üniversite öğrencileri tarafından düzenlenen "İslam Dünyası ve Diplomasi Eğitimi" başladı.  ( Yunus Hocaoğlu - Anadolu Ajansı )

Erzurum Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle üniversite öğrencileri tarafından düzenlenen “İslam Dünyası ve Diplomasi Eğitimi” başladı. ( Yunus Hocaoğlu – Anadolu Ajansı )

Erzurum Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle üniversite öğrencileri tarafından düzenlenen "İslam Dünyası ve Diplomasi Eğitimi" başladı. Eğitim programının yöneticiliğini üstlenen Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir (fotoğrafta), açılışta konuşma yaptı. ( Yunus Hocaoğlu - Anadolu Ajansı )

Erzurum Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle üniversite öğrencileri tarafından düzenlenen “İslam Dünyası ve Diplomasi Eğitimi” başladı. Eğitim programının yöneticiliğini üstlenen Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir (fotoğrafta), açılışta konuşma yaptı. ( Yunus Hocaoğlu – Anadolu Ajansı )

Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin himayesinde gerçekleşen ve gençlik kuruluşları tarafından organize edilen Erzurum Diplomasi Akademisi, “İslam Dünyası ve Diplomasi Eğitimi” dersiyle başladı.
Erzurum Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen açılış programına, AK Parti Erzurum Milletvekilleri Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı ve İbrahim Aydemir, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Uluslararası Rabia Platformu Başkanı Cihangir İşbilir ile diğer yetkililer ve öğrenciler katıldı.
Başkan Mehmet Sekmen, programda yaptığı konuşmada, “Yeni Türkiye vizyonuna hazır, kabuğundan sıyrılmış çıkmış, dünyada ülkemize çizilmiş misyona itiraz eden, bilgili, birikimli, inançlı ve aksiyoner bir gençlik ile özel bir eğitim programıdır bu diplomasi eğitimi” dedi.

Okumaya devam…

Başkanlık Sistemi ve Yeni Anayasa

1 Kasım’da seçmen, sadece Ak Parti’nin 13 yıllık icraatlarına ve son beş aylık süreçteki hükümet etme tarzına ‘güvenoyu’ vermedi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği oylarının hâlâ arkasında olduğu mesajını da verdi ve seçim kampanyalarını Erdoğan üzerinden yürüten muhalefeti sert bir şekilde ikaz ederek Erdoğan ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili tartışmalara prim vermediğini tüm dünyaya ilan etmiş oldu. Hatta seçmen, “Seni başkan yaptırmaycağız!” diyerek milli iradeye hakaret eden siyasilere, anladığı dilden yetkinin kimde olduğunu hatırlattı ve 17-25 Aralık sonrası “Erdoğan dönemi bitti” propagandasını yapan fitne odaklarına da hangi dönemin ne zaman biteceğine kendisinin karar vereceğini sandıkta ifade etmiş oldu.

7 Haziran öncesinde defalarca yazmıştım; başkanlık sistemi yeterince ve olgunlukla tartışılmadı Türkiye’de ve kamuoyuna Ak Parti sözcüleri tarafından bile olması gerektiği gibi bilgi verilmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık sistemini savunan konuşmaları ise muhalefet tarafından konunun şahsîleştirilmesi için sürekli istismar edildi. Birkaç düşünce kuruluşunun ve STK’nın rapor ve akademik toplantılarını saymazsak, adeta konu, kısır siyasi tartışmalara ve muhalefetin şamatasına kurban gitti.

Okumaya devam…

İnce/yumuşak güç kaybı

İçinden geçtiğimiz sıradışı süreç bir yandan arınmaya, sorgulamaya ve silkelenmeye vesile olsa da diğer yandan ciddi örselenmeler ve savrulmalar yaşadığımız muhakkak. Bu muhasebe ve inşâ dönemini en az hasarla atlatmak ve tarihi ıskalamamak için kuvvetli tedbirler almak ve mevcutla iktifâ etmeyen, kabına sığmayan, siyasi gündeme takılmayan ve cihanşümûl düşünebilen, hür ve yeni aktörler çıkarmak şart…

Hemen herkesin ‘siyaset sahası’ için ve siyaset içinde çalıştığı bir zeminde sivil kalmak, sivil bir bakış açısına sahip olmak ve sivil bir nazarla faaliyetler yapmak neredeyse imkânsız. Hele de bir tür ‘seferberlik’ gibi görülen hatta tarihi bir kırılma olarak değerlendirilen son birkaç yıldır Türkiye’de ve bölgemizde yaşanan hadiseler düşünülecek olursa hareket kabiliyetleri oldukça sınırlanıyor. Eskilerin tabiriyle hareket olmayınca da bereket olmuyor…

Okumaya devam…

Lewis’in mirası…

“Bir istihbaratçıdan dünya çapında ve küresel siyaseti etkileyen bir tarihçi-aktör çıkar mı?” sorusunun en mücessem cevabı 99 yaşındaki Yahudi tarihçi Berbard Lewis’dir diyebiliriz. Arkadaşları 90. doğum gününü “Yüz yirmiye kadar” anlamındaki İbranice “Ad me’a ve esrîm” ifadesiyle kutlamışlar. Bazıları da bir harf oyunuyla “Ad me’a ke-esrîm” (Yüze kadar, yirmi gibi) demeyi tercih etmişler. Lewis’i ve bu kadar pratik sonuçlar doğuran araştırmalarını önemli kılan, ona bu operasyonel kabiliyeti kazandıran savaş yıllarında MI6’te çalışmaya başlaması ve hâlâ “Official Secrets Act” (Resmi Sırlar Yasası)’a bağlı olduğundan anlatamadığı bir takım sırlara sahip olmasından ziyade, bugün tartıştığımız, gündemin ana konuları olan İslamofobi, İsrail meselesi, medeniyetler çatışması gibi konulardaki ‘derin’ etkisi… Okumaya devam…

Kimyasal dahil her türlü silah Halepli sivillere karşı kullanıldı. Küresel güçler bu trajedi karşısında 3 maymunu oynadı

Uluslararası Rabia Platformu Genel Koordinatörü İşbilir, “Kimyasal dahil her türlü silah Halepli sivillere karşı kullanıldı. Küresel güçler bu trajedi karşısında 3 maymunu oynadı. Türkiye son diplomatik hamlesiyle hiç olmazsa Halep’te sıkışan sivillerin tahliye edilmesini sağladı ve mazlumların umudu olmayı sürdürdü” dedi.
Uluslararası Rabia Platformu Genel Koordinatörü Cihangir İşbilir, Halep’in doğusunda sağlanan ateşkese ilişkin, “Kimyasal dahil her türlü silah Halepli sivillere karşı kullanıldı. Küresel güçler bu trajedi karşısında 3 maymunu oynadı. Türkiye son diplomatik hamlesiyle hiç olmazsa Halep’te sıkışan sivillerin tahliye edilmesini sağladı ve mazlumların umudu olmayı sürdürdü.” dedi. Okumaya devam…

“Şanghay Beşlisi, hamlesi stratejik bir adım” 

– Uluslararası ilişkiler uzmanları, Şanghay Beşlisi’ne üyelik isteğinin, Türkiye için geniş bir diplomatik ve ekonomik manevra sahası sunduğunu değerlendiriyor 
– Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir:
– “Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik isteği, Batı blokundan koptuğu anlamına gelmiyor. Stratejik bir akılla, küresel güç odaklarıyla etkili ilişkiler geliştiren Türkiye’nin ŞİÖ hamlesi stratejik bir adım”
– Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yazıcı:
– “Türkiye, ŞİÖ’ye üyelik dahil her seçeneği masada tutuyor ve açıkça tartışıyor. Türkiye’de çok normal bir süreç yaşanıyor”
– Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Demirel:
– “Türkiye’nin ŞİÖ üyeliğine ilişkin açıklamalarını eksen değişikliği ve jeopolitik kayma şeklinde nitelendirmek doğru olmaz”

ANKARA (AA) – SEFA ŞAHİN – Uluslararası ilişkiler uzmanları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) ilişkin açıklamalarının stratejik bir adım olduğunu belirterek, bunun geniş bir diplomatik ve ekonomik manevra sahası sunduğuna işaret etti.

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son yıllarda dış politikada önemli stratejiler geliştirdiğini, bölgesinde söz sahibi bir aktör olduğunu her seferinde gösterdiğini vurguladı. İşbilir, “Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik isteği, Batı blokundan koptuğu anlamına gelmiyor. Stratejik bir akılla, küresel güç odaklarıyla etkili ilişkiler geliştiren Türkiye’nin, ŞİÖ hamlesi stratejik bir adım.” dedi.

Stratejik akılla hareket etmeyen ülke ve örgütlerin küresel sistemde söz sahibi olamayacağına dikkati çeken İşbilir, Avrupa Birliği’nin (AB) her geçen gün kuruluş felsefesinden uzaklaştığını, birliğin artık sorunlarına çözüm üretmekte başarılı olmadığını ifade etti.

Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye olma isteğini en üst düzeyde dile getirdiğini belirten İşbilir, Türk ve Müslüman nüfusların kültürel ve manevi bağları başta olmak üzere örgüt üyelerinin pazar imkanları dikkate alındığında Türkiye için geniş bir diplomatik ve ekonomik manevra sahası sunduğuna değindi.

– “Avrupa samimiyetsiz bir tavır sergiledi”

Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erdinç Yazıcı, AK Parti’nin son yıllarda özellikle bölgesindeki aktörlerle iyi ilişkiler geliştirmek için çaba sarf ettiğine işaret ederek, “Türkiye, ŞİÖ’ye üye olması dahil, her seçeneği masada tutuyor ve açıkça tartışıyor. Türkiye’de çok normal bir süreç yaşanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

AB’nin, müzakere süreçlerinde Türkiye’nin beklediği sonuçları üretmediğine işaret eden Yazıcı, birliğin Türkiye söz konusu olduğunda kuruluş ilkelerinin dışında bir tutum sergilediğini aktardı. Yazıcı, “Türkiye teröre ve 15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadele verirken, Avrupa ikircikli ve samimiyetsiz tavır sergiledi. Bu durum, Türkiye kamuoyunu Avrupa’nın aleyhine yönlendirdi ve siyaset kurumunu batıya karşı duyarlı hale getirdi.” dedi.

Yazıcı, Türkiye’nin ekonomik işbirliği ve uluslararası entegrasyon politikalarını  AB çerçevesinin yanı sıra çok taraflı işbirlikle sürdürmeye çalıştığına değinerek, “AB, Türkiye için bir fırsat olduğu sürece AB perspektifi ve vizyonunu ayakta tutar.” ifadesini kullandı.

Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Tanel Demirel ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ŞİÖ’ye yönelik açıklamalarını eksen değişikliği ya da jeopolitik kayma şeklinde nitelendirmenin doğru olmayacağını bildirdi.

Türkiye’nin dış politikada kendi değerlerini merkeze alan bir söylem geliştirdiğini, gelişmeler karşısında görüşlerini çekinmeden açıklayan bir anlayış geliştirdiğini hatırlatan Demirel, şöyle devam etti:

“Türkiye, AK Parti döneminde bağımsız, kişilikli, gerektiğinde Batı dünyası ve kurumlarıyla kendi ulusal çıkarlarını korumak için tartışmaktan, meydan okumaktan kaçınmayan bir yönelime girdi. Türkiye’nin Şangay Beşlisi çıkışını bu merkezde okumak lazım. Türkiye’nin ŞİÖ üyeliğine ilişkin açıklamalarını eksen değişikliği ve jeopolitik kayma şeklinde nitelendirmek doğru olmaz.”

Demirel, Şangay Beşlisi’ni oluşturan ülkelerin arasındaki ilişkilerin sorunsuz olmadığını da belirterek, örgütün AB’nin alternatifi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

TÜGVA’dan “Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi”

TÜGVA’dan yapılan açıklamaya göre, vakfın İstanbul temsilciliği aralıkta “Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi” gerçekleştirecek. Çatışma çözümleri ve barış araştırmaları uzmanı Cihangir İşbilir’in koordinasyonunda 20 hafta sürecek programa başvurular başladı. Mülakatla kabul edilecek katılımcılara burs desteği de sağlanacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Cihangir İşbilir, çatışma yönetimi ve barış inşası alanında yeterince uzman bulunmadığını kaydetti. Programla bu sahaya dikkati çekmek ve genç diplomat adaylarını keşfetmek istediklerini vurgulayan İşbilir, “Bugün dünyadaki farklı yoğunluk ve çeşitteki çatışmaların çoğu İslam dünyasında, bunların da en önemlileri ülkemizin etrafında gerçekleşiyor. Maalesef İslam dünyası bu çatışmaların çözümü adına birlikte etkili adımlar atamadığı gibi kapsamlı bir barış formülü de sunamıyor.” ifadelerini kullandı.

Programın 20 hafta süreceğini belirten İşbilir, çalışmanın birinci kademesinde başta Suriye, Irak, Yemen, Filistin ve Keşmir olmak üzere çatışma bölgeleriyle ilgili makale ve kitap okuması gerçekleştirmeyi ve barış inşası sahasında uzmanlaşmak isteyen katılımcılara katkıda bulunmayı planladıklarını dile getirdi. Bu kademede başarılı olanlarla saha araştırmaları yapacaklarını aktaran İşbilir, şunları kaydetti:

“Potansiyel çatışma bölgelerinden çatışma sonrası rehabilitasyon faaliyetlerine kadar yerinde inceleyip raporlaştıracağız. PKK, DEAŞ, FETÖ gibi terör örgütlerini de bu program kapsamında tahlil edip, İslam dünyasındaki darbeler üzerine de araştırmalar yapacağız. Uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasına hizmet etmesi beklenen uluslararası kurumların iflas ettiği günümüzde barış araştırmaları çok daha önem kazandı. Birçok terör örgütüyle mücadele eden ve yeni nesil terör örgütü olan FETÖ darbesine maruz kalan Türkiye, alacağı inisiyatiflerle bölgesindeki ve İslam dünyasındaki kalıcı barışın anahtarı olabilir. Başlatacağımız Çatışma Bölgeleri ve İnsani Diplomasi Atölyesi’nin bu amaca da hizmet edeceğini ümit ediyoruz. Çalışmamıza ilgi duyan lisans, yüksek lisans veya doktora öğrencileri www.istanbul.tugva.org adresinden başvurabilir.”

http://www.star.com.tr/yerel-haberler/tugvadan-catisma-bolgeleri-ve-insani-diplomasi-ato-5741/

cihangir isbilir (2)

‘Sosyal hareketler üç yılda beş yılda olgunlaşmaz’

AA Haber Akademisi Koordinatör Yardımcısı Cihangir İşbilir, Arap baharı süreci hakkında, “Bölgelerin kaderini değiştiren bu tür sosyal hareketler, üç yılda, beş yılda olgunlaşmaz tamamlanmaz” dedi.

Anadolu Ajansı (AA) Haber Akademisi Koordinatör Yardımcısı Cihangir İşbilir, “2011’de yoğunlaşan ve 2015 yılında tamamladığımız Arap Baharı süreci kışa dönmüştür” önermesinin veya “bitmiştir” iddiasının çok erken verilen hükümler, erken ortaya atılan varsayımlar olduğunu belirterek, “Çünkü bölgelerin kaderini değiştiren, siyasetini etkileyen bu tür sosyal hareketler, üç yılda, beş yılda olgunlaşmaz tamamlanmaz” dedi.

İşbilir, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen Genç Diplomat Akademisi Eğitim Programı‘nda “Arap Baharı ve Sonrası Bölgedeki Son Durum” başlıklı son dersi verdi. Okumaya devam…

suriye-turkmen-aa3

Bayırbucak’ta ne yap/ma/dık?

Suriye’de imkânımız olduğunda yapmadıklarımızdan dolayı şimdi yapmak istediklerimizi ve yapmak zorunda olduklarımızı yapmaya imkân bulamıyoruz maalesef. Cümle karmaşık görünse de durumun özeti bu.

Herşeyi siyaset terazisine vurup önüne geleni ya ‘hain’ ya ‘kahraman’ ilan etmeye hazır tetikçilerin bu tahlilleri anlayıp strateji belirlemesi mümkün değil. Çünkü iz’an kaybolunca insaf da beraberinde gidiyor! Bu da başka mesele.

Konuya dönecek olursak, beşinci senesindeki Suriye krizinde söylenecek hemen herşey söylendi. Rusya’nın denkleme sert güçle ve oldu bittiyle dahil olması meselenin mahiyetini değiştirmedi, sadece krize müdahil aktörlerin pozisyonlarını ve manevra kabiliyetlerini etkiledi; inisiyatiflerinin azalmasına ve ayaklarının altıdaki halının kaymasına sebep oldu. Sahada DAEŞ bahanesiyle muhalif mevzileri bombalamakla kalmadı Rusya, herkesin koşarak gittiği Viyana’daki masayı da kurdu. Okumaya devam…